kırıntılar

"Bir şeyler yaparsan,bir şeyler değişir."

kızgınlık içeren yazı

şimdi efendim bu mesele dön dolaş karşıma çıktığı için artık yeter deme yazısı yazacağım .yeter yani artık. tamam hepiniz tıp okuyacaktınız,ama puanınız yetmedi.sonra sizi mühendislikte çok para var diye kandırıp listelerinizi doldurdular.efendim sonra geldiniz buraya,birde yüzde yüz ingilizce okumaya isyan etmeye başladınız falan.

şu bölümde arkadaş noluyor anlamadım.size listeyi gözünüz kapalı mı yaptırdılar.o kadar akıllısınız,bakın kataloğa arkasında yazıyor.gelip kimse “hocaaaam biz türkçe istiyoruz” demesin,diyecekseniz gelmeseydiniz.hocalar ne diyor,buraya çok para kazanma hayalleriyle yok efendim bilmem kaç puanım yetti diye geldiyseniz gidin.gidin ya gerçekten.adamın yirmi tercihi tıp fakültesi,sonra geliyor burayı kazanıp ötüyor.bana ne.ben mi dedim.katlanın.katlanamıyorsanız gidin.

yeri gelince ben bıkbıkbık bilmem ne mühendisliğinde okuyorum diye hava atmasını,diğer bölümleri küçümsemeyi biliyorsunuz.üzgünüm havanızı alırlar.bir yerden devre girer,bir yerden sinyal çıkar.saçınız dökülür,ahmaklaşırsınız böyle devam ederseniz.bilim yuvası zaten ticarethaneye döndü.birde sizle mi uğraşalım.

bana ne.kaç yaşına gelmiş insanlara ben mi akıl vereceğim.kararlı olmayı da öğretemem artık.

“Her iki yana gidemeyen,bir noktada duruyor demektir.Sen bir noktada,ama dikkat et,ölü bir noktada duruyorsun İrfan.”

Gerçekten böyle mi İrfan? Söylesene.Gel haydi,iki konuşuruz.

aklımdan geçeni kargakelamı‘nda dinlemek güzel.

beni vur

çıkarımlar-9

En son harp başlıklı yazılardan aralık ayında yazmışım.Şimdi de şöyle koyversem kendimi,bir tane daha çıkabilir gibi geliyor.Ama yazmayacağım.Bugün bir haftanın ardından kırılma noktama geldiğimi fark ettim sabah,kendimi biraz yoklamasam ve de zorlamasam durum çok daha farklı olacaktı şu an.Belki de bugün “bana ne” günüdür.Ne yaparsanız yapın,bana ne.Hah,olacak işmiş gibi.Kimi kandırıyorsam…

Birkaç hafta sonraki bir durum üzerine muhtemel olarak bir düzenlemeye gireceğim diye düşünürken bugün,bu yıl geçen yıla göre beş kat daha fazla deneysel çalışma yaptığımı da fark ettim.Neysem.Şu sıralardaki durumu istediğim kadar yazayım,istediğim kadar konuşayım yine anlatamam.Sadece anbean yaşayarak olacak.Belki yüzümden

Bütün bunları geç.Öz’ü özledim.Ben onu bekliyorum,o beni bekliyor.

İnsanlar farkında olmadan içlerindeki nefreti sözcüklerine döküyorlar.Bunu anlamak için biraz kulak vermek yetiyor.Çocukluklarından,yaşadıkları yerlerden,ailelerinden ya da içine ait oldukları kümelerden getirdiklerini,belli ki hiç düşünmeden aynı şekilde zaman içinde taşıyorlar.Anlamını koyamadıkları garip ve zarar verici sözleri ve davranışları var.Ne kadar iyi ve doğru tanımlasalar da kendilerini,bir gün bir yerde bir davranışta uçup gidiyor,farkında olmadan yine.

Fıldır fıldır dönen bu gezegenin kolları olsaydı ve bu insanları yakalarından tutup miskete vurur gibi uzay boşluğuna yollasaydı diye düşünmedim değil.Aralarında bende olurdum ve o el bana yaklaştığında diz çöküp yalvarmaya başlardım : bana izin ver,içimi temizlemeye çalışıyorum hala.

Günlerin getirdiği ve söylemlerden kaçmak istediğim zamanlar oluyor işte.Neyseki diyorum yaz geliyor,ve sizin nemrut suratınızdan uzak kalacağım için sevinçliyim.

2 days ago - 6

sataşacak bir şey aradığım doğru.

mayıs-5

miskinlikten kurtulmanın bir yolunun kendini doğaya vermek olduğunu söylemiş miydim önceden.bunu bahçeyle uğraştığımda fark etmiştim,o zamanlar pis bir miskindim.şimdiyse bulanık bir şeyim,o nedenle doğanın bana iyi geldiğini söyleme gereksinimi duydum.hiç değilse de,dört gündür süregelen baş ağrım geçti.

bazen duyarım,annemden başkasının yemeğini yemem diye.evet,bende annemin ve babamın yemeğinin dışında yemeyi tercih etmezdim ta ki burada yaşayana kadar.ama elimde olanak varken de başkasının elini sürmesine izin vermem derdim.evet,bugün elimi yemeğe bulaştırmakta hiç çekinmedim.büyük zevk duydum ayrıca.

mangal yapmak erkek işidir,cümlesi bugün iyi eğlendirse de bizi,olmadığını gördük.ayrıca bazen farkında olmadığınız toparlayıcı bir el olabilir.ve mangal başındakiler sandığımızdan daha çok yer,acımayalım.iştahım gitgide azalırken bugünkü haller pek bir hoştu.

bugün artık aralarından çekilmem gerektiğini,sıkıldığımı,sıktıklarını düşündüğüm insanlar ile güzel bir piknik yaptık.ve ben toplu yaşamanın,birlikte bir şeyler yapmanın çok sıkıntılı olmadığını kabullendim,muhalif düşünceler olduğu sürece.

ve bugün geleceğe yönelik,iyi bir adım attım.oda arkadaşımla böyle bir günü paylaşarak.

sonunda,yeni biçilmiş çimlere uzandığında tepende yeşillik,mavilik ve ufak siyah noktalar görürsün ve biri der : hayat hep böyle olsa. ıı,hayır.hayat sadece böyle olmasın,olmaz.

Öz’ün selamı var.Dün gezinirken burada olsaydı diye iç geçirdim ve bugün gelme günümü hesapladığını duydum.Paralellik falan.Beni bekliyor Öz.

bugün birkaç satır çarptı gözüme,iki bin dokuzda dilimizdeymiş.o zamandan bu zamana ne değişmemiş anlamış olduk :

” Bakmasını bilemezsen
Ağaç bile dikme
Elinde kuruyan ağaç
Dert olur adama ”

son iki şey.birincisi bu,dün dinlerken dilini merak ettiydim bakayım dedim sözlerine.işte bahar,kuş,börtü böcek,bugünlerdeki sevgi pıtırcıkları.ikincisi,kitap açık havada,gölgelikte okunur diyerekten elime almıştım.birileri kağıda,birileri topa çağırıyordu.bilmiyorlardı benim canım istemeyince nelerin olmayacağını.ta ki bana ulaşmaya çalışan tüm börtü böcekten dolayı ayaklanmak zorunda kalana kadar.zaten bende kitap okur gibi yapıp öyle fotoğraf falan çekmeye çalışıyordum,yeni moda.

ayrıca voleybol,veleybolken daha bir sevimli.

image

sizin için yaza merhaba,benim için size veda pikniği.

eurovision yarışmasını sonunu izleyemeyecek kadar yorgunum,geçen yıllardaki gibi dilime takılacak bir parça yok gibi bu kez. yine de eğlendim,bu kez görselden çok müziğe önem verilmiş gibi geldi.ayrıca sakin parçalarda yok değildi.birde geçen yıl almanya kazanmadı diye kızmıştım biraz,bu kez geçen yıl kazanan parçadaki seslere yakın sesler içeren bir parça hazırlamışlar.birde danimarka için seslendiren kadın çok tatlıydı,malta’da seslendiren adam da sempatikti.danimarka’yı beğendim gibi gibi.neysem.

yetkli bir ablaymışım gibi.

farklı bir ses istiyorum şu an.buradakilerden farklı . burada “sen ne anlarsın” ve “dediklerini umursamıyorum” gülümselerimi anlamayan insanlardan farklı.ya da bırak bunları,balkonlu bir oda istiyorum sadece.