kırıntılar

"Bir şeyler yaparsan, bir şeyler değişir."

ve yarın gerçekten elim boş dönersem, yarı zamanlı çalışacak bir işe de ihtiyacım olacak.

sormam gereken asıl soru: değdi mi şimdi?

Ankara’daki kimselere duyrulur.

Önümüzdeki yıl ev arkadaşınız gider, öğrenci evinize bir kişi daha gerekir de bulamazsanız ya da biriyle eve çıkmak isterseniz bir başkasını aramakla hiç uğraşmayın. Ben varım. Nasıl olsa bugünden sonra uzatmaları oynayacağım açık, şimdiden talibim.

http://connected2.me/gezegentozu

bugün rezil bir gündü, yarın bundan da rezil olacak. dünyada hala güzel şeyler kaldıysa bir hatırlatırsanız iyi olacak.

(Source: gezegentozu)

Eylül

Daha önce bu tarihte bu şehirde bulunmamıştım. Parklarda dolanıp yer aradım kendime. Vazgeçip sokak aralarındaki banklara göz attım. Aynı sokaktan iki kez geçtiğim oldu. Hangi dükkan hangi günün anısıydı bir bir geçti aklımdan. Sonunda ağaçları çevreleyen taşlarda yer buldum. Burada oturmak için ya sigara içmem ya da birini bekliyor olmam gerekti. Açtım, ilkini yapamazdım. Birini bekliyormuş gibi davranabilmek için gerçeklik yaratmaya çalıştım. Yılda bir ya da iki kez gördüğüm bir arkadaşıma mesaj attım, eğer yakınlardaysa görüşmek istediğime dair. Bekledim biraz. Arkadaşım uzaktaydı, gelemezdi ve zaten beni görmek umrunda değildi. Onun bana yaptığı şeyi yapmıştım aslına bakarsanız, sadece işim olduğunda onu hatırlamıştım. Bekler gibi yapıyor olmak. Sonra vazgeçtim. Elbette kimse yanımda olmayacaktı. Etrafımı incelemeye başladım. 2011 yılı 31 aralık akşamı ilaç almaya geldiğim eczanenin karşısında oturmuştum. 31 aralık akşamlarının en erken saatlerinde o aceleyle bir yere yetişmeye çalışan insanlar ve ışıkla süslenmiş sokaklar. Önümden geçen insanların birbiriyle yakınlıklarını çıkarmaya çalıştım. Anne-kız, nişanlı çift ve kaynana, yaşlı bir çift, genç kız, orta yaşlı bey amcalar. Artık daha fazla kampüsten çıkmam gerektiğine karar verdim ve ayağımdaki sızı artık geçtiği için oradan ayrıldım.

Geldiğimden beri suratım asık. Bariz bir nedeni var ve hala çözmedim. Ne yapacağımı da bilmiyorum. Biraz akıl vermenize ihtiyacım var. Bunu bir kenara bıraktığımdaysa orada bir yerde duran bambaşka ve derin bir sorun var. En yakınımdakilerin en uzağım olmuş olmasını düşünüyorum birkaç gündür. Suratıma bakıp bazı şeyleri göremeyecek, anlamayacak ve üzerine eğlenebilecek kadar uzaklar. Yan yanayken zaten bizi tanıştıran ortak noktadan başka bir şeyimiz yokmuş konuşacak mesela. Eğer birbirimize bir faydamız dokunmayacaksa aklımızdan çıkmamız an meselesiymiş.  Ve ağzımızdan çıkanlar davranışlarımıza yansımıyormuş. Hiçbir zaman bundan farksız bir durum ummamıştım ama gerçekler var. Ne zaman bu kadar yakınken bu kadar uzak olduk sizle insanlar?

Taştan kalktıktan bir saat sonra kampüse döndüm. Tesadüfen, aynı yerlerde bulunmamıza rağmen nadir gördüğüm birkaç arkadaşımı gördüm. Onlar, bekliyor gibi yaparken kullanamayacağım insanlardan. Yani içi dışı bir, özü sözü aynı, göründüğünden farksız bir arkadaşlık ilişkisi. Hiçbir hırslı çıkarla bağlı değiliz birbirimize. Gelişigüzel. Biraz zaman geçirdik, iyi olmadığımı fark ettiler. Dertler derya olmuş gibi… Var bir şeyler dedim, ama bırakalım. Onlardan ayrıldıktan sonra başka bir arkadaşımla karşılaştım, yine konuşma fırsatımın nadir olduğu ama konuşma fırsatını yakaladığımızda keyif aldığm. Başka birisi vardı yanında, sadece iyice baktık birbirimize. Kısa yanıtlar verdim sorularına. Yanında bir başkası olmasaydı çok şey anlatabilecektim ona. Kilo almışsın dedi, annen iyi bakmış, iyi olmuş. Biliyordu benim buradan giderken ne halde olduğumu, ve uzak olsa da her gördüğünde tembihlerdi beni.

Sonra sık kullandığım yol üzerinde başka bir banka oturdum, kimseyi beklemem gerekmiyordu. Düşündüm.

Bu aralar ne çok gidemiyorum. Duruyor, endişeleniyor, korkuyor ve arıyorum. Bir tek kurtuluş var.

Melih Gökçek kampüse gelen otobüslerimizi, servislerimizi kaldırmamış ve bizde onları geri alabilmeyi başarabilmiş olsaydık size "beraber Oi Va Voi konserine gidelim mi?” diyecektim. Ben sokakta kalmayı göze alamıyorum şimdilik, sizler gidiniz efendim.

Bir zamanlar eve trenle gitmek gibi planlarım vardı, o zamanlar Samsun’a doğru. Tren önce Ankara’dan Kayseri’ye, ardından Kayseri’den Sivas’a geçiyordu. Sivas’a varınca tekrar başka bir trene atlayıp Samsun’a varılabilirdi. Yaklaşık olarak on sekiz saat sürüyordu. Bunu yapamadan istikamet değişti. Dün geldim, eve dönüş için bilet arıyorum ve her yer dolu.Sanırım şimdi de İzmir Mavi Tren seferine göz koydum. On beş saat sürüyor ama eve hala varamamış oluyorum, arada kalan iki yüz kilometreyi nasıl alacağımı bilmiyorum. Elbette biliyorum da bir gün sürecek bu yolculuğu yapa…

kurtlar sofrasına geri döndüm. nefes almak, konuşmak, yürümek zor. bu insanlarla bir süre daha beraber olma zorunluluğum canımı yakıyor.

boğuluyorum.

yirmi altı haziran gününden bu yana ilk yağmur.